Haftaya bakış ve strateji

Geçtiğimiz haftanın en önemli gündem maddesi ECB toplantısıydı. Toplantı öncesi eur/usd paritesinden dolayı para piyasaları ana politika faizinde gelecek Eylül'e kadar 10 baz puanlık indirim fiyatladı, güçlü euro ECB’nin n enflasyon hedefine ulaşmasını zorlaştıracaktı, çünkü Euronun değeri düşürmek Avrupalı şirketlerin ihracatını ve enflasyonu destekliyordu. Çoğu ekonomist Aralık ayında kadar teşviklerde artış bekliyordu.

Geçtiğimiz haftanın en önemli gündem maddesi ECB toplantısıydı. Toplantı öncesi eur/usd paritesinden dolayı para piyasaları ana politika faizinde gelecek Eylül'e kadar 10 baz puanlık indirim fiyatladı, güçlü euro ECB’nin n enflasyon hedefine ulaşmasını zorlaştıracaktı, çünkü Euronun değeri düşürmek Avrupalı şirketlerin ihracatını ve enflasyonu destekliyordu. Çoğu ekonomist Aralık ayında kadar teşviklerde artış bekliyordu. Ama ECB toplantı sonunda: politika faizi oranını %0,0, mevduat faizi oranını ise -%0,50 sabit tutarken, Pandemi Acil Alım Programı (PEPP) programının ise 1,35 trilyon EUR’luk toplam büyüklük çerçevesinde kullanılmaya devam edileceğini, 3Ç20’deki güçlü toparlanma sonucunda 2020’de daralmanın -%8,7’den daha düşük -%8,0 olacağını açıkladı .Üstelik kur hedefi olmadığını belirtti. ECB’nin 2022 yılı için enflasyon tahminini değiştirmeyip %1,3 olarak koruması ise en kilit veriydi çünkü bu değerin aşağı yönlü revize edilmesi durumunda daha fazla destekleyici adımın geleceğine yönelik güçlü bir beklentisi vardı. Bunlar gerçekleşmeyince de eurusd yeniden yükseliş kanalı girdi.

İngiltere'nin Kuzey İrlanda ile ilgili varılan anlaşmayı geçersiz kılacak bir hamle yapacağına yönelik algı (Başkakan tarafından uluslararası hukuk ve anlaşmaların yerel düzenlemeyle etkisiz hale getirilme hamlesi) anlaşmasız Brexit endişelerini artırınca,AB Komisyonu'nun Brexit baş müzakerecisi Michel Barnier, AB'nin bu yılın sonunda anlaşmasız bir Brexit'in gerçekleşmesi olasılığına yönelik hazırlıklarını hızlandırmakta olduğunu açıkladı ve pound üzerinde baskı da arttı.

ABD tarafında ise teknoloji hisseleri üzerindeki baskının devam etmesi risk iştahını bozarken , 300 milyarlık yardım paketinde anlaşmanın gerçekleşmemesi, Trump'ın ABD ile Çin ekonomileri arasındaki bağları koparma yönündeki açıklamaları (önce denizaşırı istihdam yaratan Amerikan şirketlerini cezalandıracağını ardından da Çin ile iş yapan firmaların federal ihaleleri kazanmalarını yasaklayacağı) gündem maddeleri olurken, Makro veri olarak ise ABD'de üretici fiyatları ağustosta beklentilerin üzerinde aylık bazda %0,3 artarken yıllık bazda %0,2 azaldı. İşsizlik maaşı başvuruları ise 5 Eylül haftasında değişmeyerek 884 bin seviyesinde kaldı. Eskiden enflasyona bakılırken şimdi Fed’in enflasyona bakışını değiştirmesi ile etki çok limitli kaldı.

Yurtiçinde ise : İşsizlik oranı ve cari işlemler dengesi ana makro gündemdi. Mayıs ayında %12,9 olan işsizlik oranı Haziran’da %13,4e yükseldi. işgücüne katılım oranında %47,7 seviyesinden %48,6’ya yükseldi. Tarım dışı işsizlik oranı %16,5’ten %16,7’ye yükselirken genç nüfus işsizlik oranı ise %26,9 la yatay kaldı. İstihdamı korumaya yönelik işletmelerin kullanımına açılan ( başvurular haziran ayında sona erdi) kısa çalışma ödeneği, işten çıkarma yasağı gibi önlemler istihdam kaybını dizginlerken, İmalat sanayi sektöründe kısmı iyileşme görüldü.

Cari işlemler dengesinde ise : Haziran ayında 2.9 milyar dolar olan cari işlemler açığının Temmuz ayında 1.8 milyar dolara gerilemesi ile 2019 Ocak-Temmuz döneminde 2.1 milyar dolar fazla veren cari işlemler dengesinin bu yıl aynı dönemde 21.6 milyar dolar açık verdiğini görmekteyiz. Buradaki ana etmen net hizmet gelirlerinin geçen yıla göre 14 milyar dolarlık düşüş oldu. Rezervlerde yılın başından bu yana 31.4 milyar dolarlık rezerv azalışı oldu. Genişletici politikalarla güçlü seyreden iç talep, ihracattaki yavaşlama, turizmin pandemi nedeniyle çok ok zayıf kalması ödemeler dengesinde bozulmanın devamının ana etmenleri.

Haftanın beklenmedik süprizi ise Moody’s den geldi. Moody's Investors Service, Türkiye'nin kredi notunu, ülkenin dış kırılganlıklarının yanında mali tamponlardaki aşınmayı ve kurumsal zorlukları işaret ederek düşürdü. Kuruluş Türkiye'nin kredi notunu B1'den B2'ye indirdi ve not görünümünü mali ölçümlerin beklenenden daha hızlı kötüleşebileceğini kaydederek "negatif"te bıraktı.

FED Faiz Kararı Açıklanıyor…

ABD Merkez Bankası (FED) planlı takvime göre toplantısını 15-16 Eylül tarihlerinde gerçekleştirecek. Banka, gerçekleştirdiği bir önceki toplantısında beklentilere paralel faiz koridorunda değişikliğe gitmemiş ve politika faiz aralığını %0,0-%0,25 aralığında korumuştu. Banka yayınladığı karar metninde, faizleri sabit bırakma kararını oybirliği ile alındığı belirtilmişti. Metinde, ülke ve global olarak yaşanan virüs pandemisinin gidişatının ekonomi üzerinde belirleyici olacağı ifade edilirken, orta vadede ekonomik aktivitede ve istihdam piyasası üzerinde risklerin devam ettiğine değinilmişti. Banka, yabancı merkez bankaları için geçici dolar swap hatları ve repo kolaylığını 31 Mart'a kadar uzattığını duyurdu. Fed Başkanı Powell yaptığı değerlendirme, faiz oranlarını artırmayı düşünmeyi bile düşünmediklerini yineleyerek, "Ekonomi, uzun bir süre son derece uyumlu bir para politikasına ihtiyaç duyacağını." İfade etti. Fed Başkanı Powell’ın katıldığı Jackson Hole Sempozyumu’nda yaptığı değerlendirme, Fed’in para politikasına değinmesi ve bankanın para politikası yeni stratejisinde, ortalama yüzde 2 enflasyonu hedefleyeceğini ve istihdamı enflasyonun önüne koyacağını açıkladı. Powell, yeni yaklaşımın esnek bir ortalama enflasyon hedeflemesi biçimi olarak görülebileceğini aktardı. Fed Başkanı Powell, "Eğer aşırı enflasyonist baskılar oluşursa veya enflasyon hedeflenen seviyenin üzerine çıkarsa harekete geçmekten çekinmeyeceklerini." İfade etti. Banka’nın gerçekleştireceği Eylül ayı toplantısında piyasa beklentisi faiz aralığında değişikliğe gitmesi beklenmiyor. Fakat varlık alım programının geleceği ve yeni stratejiye yönelik ipuçları yayımlanacak karar metni içerisinde aranmaya devam edilecek. Ayrıca, açıklanacak olan ekonomik projeksiyonlar önemini korumaya devam ediyor. Karar metni ardından düzenlenecek basın toplantısında Fed Başkanı Powell’ın açıklamaları ile birlikte başta para birimleri olmak üzere borsalar ve tahvil piyasasında oynaklık artış gösterebilir.

Japonya Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası toplantıları takibimizde olacak…

Japonya Merkez Bankası (BoJ) açıklanan takvime göre 16-17 Eylül tarihlerinde toplantısını gerçekleştirecek. Piyasa beklentisi bankanın faiz oranında değişikliğe gitmeyeceği yönünde şekilleniyor. Banka’nın 14-15 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirdiği toplantısında, faizlerde ve para politikasında değişikliğe gitmedi. Banka, Mart 2021'de biten mali yıla ilişkin daralma beklentisini yüzde 3-5 aralığından yüzde 4,5-5,7 aralığına yükselttiği açıkladı. Banka politika faiz oranında değişikliğe gitmeme kararını 1'e karşı 8 oyla alan BoJ, sınırsız miktarda devlet tahvili ve yıllık 12 trilyon yen Borsa yatırım fonları (ETF) ile yıllık 180 milyar yen Japon gayrimenkul yatırım fonları (J-REIT) alımına devam edeceğini açıklamıştı. Özellikle, Japonya’da son dönemde yaşanan siyasi gelişmeler ve yaşanan global virüs pandemisi ile birlikte BoJ’un para politikasında değişikliğe gidip/gitmeyeceği merak konusu.

İngiltere Merkez Bankası (BoE) Eylül ayı toplantısını 17 Eylül tarihinde gerçekleştirecek. Piyasa beklentisinin bankanın politika faiz oranında ve varlık alım miktarında değişikliğe gitmeyeceği yönünde şekilleniyor. Banka yaşanan virüs pandemisi ve Brexit sürecine dair devam eden belirsizlikler nedeniyle para politikasında yeni bir adım atmayacağı merak konusu.

Kaynak A1 Capital
Hibya Haber Ajansı

Okunma